19 Mayıs 2015 Salı

Sağlıklı Beslenme ve Formda Yaşam Serisi (2)



Kalıcı Olarak Kilo Vermenin Sırları

Artık geçici diyetlere veda etme zamanınız gelmedi mi? Kalıcı ve sağlıklı bir kişiliğin, ara vermeye gerek kalmadan içinizde yer etmesini istemez misiniz? “Diyetlerin gölgesinden kurtulup, sağlıklı, enerjik ve canlı bir yaşamın kucağına atlama vaktim geldi” diyorsanız, bu yazıyı size yazdım.

Bu yaz, önümüzdeki kış ve bundan sonraki tüm yazlar, baharlar ve kışlarda sağlıklı ve ideal bir bedenin içinde olduğunuzu hayal edin. Hayatınız nasıl farklı olacak? Sağlığınıza, neşenize ve hak ettiğiniz fiziksel görünüme kavuşmak, şu ana kadar sizi mutlu eder gibi görünüp de mutlu etmemiş olan alışkanlıklarınızı değiştirme zahmetine katlanmaya değmez mi?

İki hafta içinde bu hayale kavuşmak isterseniz, tabii ki size bir reçete veremem. Şu ana kadarki başarılarınızı düşünün; hangisini iki hafta içinde elde ettiniz ki? Fakat nedense konu kilo vermeye gelince, en fazla iki hafta sabredebiliyoruz. 2 hafta sonra sonuç görmezsek, umutsuzluğa kapılıp, vazgeçiyor, eski alışkanlıklarımıza geri dönüyoruz... Önceki yazımda da bahsettiğim gibi, 2 haftalık şok diyetlerle verilen kilolar araştırmalara göre %90 oranında o kiloları geri almakla sonuçlanıyor.

Formda yaşamak o kadar da zor değil. Hayallerimize kavuşmamız elbette mümkün! Ama dikkat edin, çoğumuz pek çok şeyi istiyoruz fakat pek azımız istediğimiz şeylere kavuşmak için gereken çabayı göğüslüyoruz. Hayalleri gerçekleştirmenin yolu, hayalleri  hedeflere, hedefleri eylem adımlarına, eylem adımlarını ise disiplinli bir şekilde bir daha hiç düşünmeden sağlığı tercih edeceğiniz bir yaşam biçimine çevirmek. Ama en önemlisi, bunu başarabileceğinize inanmak. Günlük planlar, sabır ve azimle gerçekleştirilemeyecek ne olabilir ki?



İşte size sağlıklı ve formda yaşama hayaline kavuşmanın sırları...

1. Sır: Hayattan beslenirseniz, vücudunuz ekstra birikim yapmaz.  Bedeninizi hafifletirken, zihninizi ve ruhunuzu da hafifletmeniz gerek. Eğer yola çıkarken sadece kilo vermek değil de, ruhunuzu beslemek, onu özgürleştirmek ve kendinizi geliştirmeyi de hedef alırsanız, fazla kilolarınız kendiliğinden gitmeye başlar. Fazla kilonun sebebi iyileştirilmemiş duygular, dinlenmemiş bir beden ve özgürlüğüne susamış ruhunuz... Sağlıklı ve zararsız yollarla bunu nasıl yapacağını bilmiyor sadece...

Sizi motive eden, size ilham veren, ruhunuzu besleyen uğraşlara vakit ayırın. Hayatınızı dolduracak aktivitelere odaklanın. Bir yandan da bilinç altınızı boşaltmaya, korku ve endişelerinizden kurtulmaya, sizi sınırlayan yanlarınızı törpülemeye, birey olarak olgunlaşmaya odaklanın.

2. Sır: Kilonuzun size hizmet etmediğinden emin olun. Eğer kiloluysanız mutlaka bu kilo size bir şekilde hizmet etmiştir ve/ya hizmet etmeye devam etmektedir. “Olur mu canım öyle şey!” demeyin, belki kilonuzu bahane ederek yerine getirmeniz gereken sorumluluklardan yırtıyor olabilirsiniz? Ya da kilonuzdan dolayı oluşan hastalıklarınız sevdiklerinizin sizinle daha çok ilgilenmesine sebep oluyor?

3. Sır: Kilitlerinizi  açmaya, bilinçaltınızı boşaltmaya odaklanırsanız, hızla kilo vermeye başlarsınız.
Siz de dikkat etmişsinizdir ki, gereğinden fazla yemek, sorunlarımızın cevabını dondurma ve çikolatada aramak ancak geçici ve çok kısa süreli bir rahatlama sağlar. Kalıcı olarak problemleri çözmediği gibi, uzun vadede sağlığımızı da ciddi anlamda tehdit eder. Sorunlarınızla yüzleşin, vermeniz gereken ve ertelediğiniz zor kararları verin. Bu, kendinize güveninizi arttıracak ve başta zor gibi görünse de, uzun vadede sağlığınızı garanti edecek. Kendinizin bir adım ötesine taşının, zihinsel ve bedensel esneklik kazanma yoluna girin. Yaşama sevinciyle dolmaktan, enerjinizi yükseltmekten, kendinizi sevmekten ve ona değer vermekten korkmayın. Kendi kendinize başaramadığınız yerlerde, bir yaşam koçu ile çalışın.

4. Sır: Zayıf ve çelimsiz olmayı hedeflemeyin. Bunun yerine canlı, sağlıklı ve formda bir yaşamı ve bu canlı, sağlıklı ve hayat dolu insan olmayı hedeflediğinizde kilo vermeye bambaşka bir pencereden bakmaya başlayacaksınız. O sağlıklı kişiyle bütünleşip, onu benimsediğinizde, sağlıklı uyumaya ve uyanmaya, zevkle, inançla ve keyifle spor yapmaya ve heyecan içinde sağlıklı yiyeceklere yumulmaya başlayacaksınız. Çünkü burada hedefiniz, sevmediğiniz bir vücuttan kurtulmak olmayacak. Burada hedefiniz, kendi yüksek standardınızdaki varoluş biçiminize kavuşmak olacak.

5. Sır: Zihninizi dengeye kurun.
Sağlıklı ve formda bir yaşam sürenlerin zihin durumu, her şeyden azar azar felsefesiyle ve kendini cezalandırmadan, hiç bir şeyi abartmadan yaşamak yolunda oluyor dikkat ederseniz. Sağlıklı yaşamayı seven kişiler, lezzetli yemeklerle dost olurlar, düşman değil.

6. Sır: Bedeninizi bir tapınak gibi görün. Onu sevin. Şu anda, tam da şu anda olduğunuz gibi çok güzelsiniz! Bedeniniz, ona nasıl davranırsanız davranın, size rağmen sizin için olabildiği en sağlıklı haliyle ayakta. O, çoğu zaman uğradığı haksızlığı, eleştiriyi ve beğenmemezliği hiç hak etmiyor. Bedeninizin kutsallığını fark edip ona saygı ve sevgi ile yaklaştığınızda, onu öç alırcasına bir çöplük gibi doldurmazsınız. Vücudunuzun isteklerini dinlemek ve onunla iletişimde olmak; onun değerini anlamak ve fark etmek için en güzel yollardan biri de yoga!

7. Sır: Kilo vermek değil, sağlıkla dolu olmak isteyin. Sağlık dolu bir yaşamı hedeflemek, kilo vermekten çok daha yüksekte bir hedeftir. “Ben, spor yapan, sağlıklı bir insan olmak için bu yola çıkıyorum” derseniz, dış dünyaya “geçici bir süre için sunta yiyip su içerek hizmet dışı ve bunalımdayım” mesajını vermemiş olursunuz.  Bir süreliğine değil, her zaman. Daha enerjik, daha hareketli, daha mutlu olmayı hedefleyin.

8. Sır: Disipline gireceğinize dair kendinize söz verin. Disiplin ve azim şart. Tony Robbins bir konuşmasında 2 çeşit acıdan bahsetmişti: 1- Disipline girmenin acısı 2- Pişman olmanın acısı. Acılardan acı beğenin! J

9. Sır: Kutlama yiyeceklerinizi değiştirin. Çocukken neyle ödüllendirildik? Şekerle. Tatlı hep mutluluk kaynağıydı. Kimse kutlamalarda brokoli ve ıspanak yemedi... Tatlılar yendi, içkiler içildi... Yeni hayatınızda, kutlamanın yerine yeni, yine lezzetli ama besin değerleri yüksek yiyecekler koyun. (Kremalı dondurmanın yerine ev yapımı sorbe, karamelli çikolataların yerine siyah çikolata ve beyaz unla yapılan tüm karbonhidratların yerine yulaf, çavdar, veya kuruyemişlerle yapılan sağlıklı versiyonlarını tercih edin. Tatları çok daha güzel oluyor, söyleyeyim J )

10. Sır: Sabredin. İşinizi, dostluklarınızı, çocuklarınızı, eşinizi, yaşamınızda kurduğunuz kalıcı ve derin bağları düşünün. İki haftada mı kurdunuz her şeyi? Tabii ki hayır. Zaman verdiniz, emek sarf ettiniz. Hatta belki bir sürü şeyden feragat ettiniz. Bedeninizle aranızda kuracağını bu sevgi bağına da izin verin. Zamanla derinleşsin ve içinizde yer etsin. Bir anda onu yok edercesine aç bırakarak eritmeye gerek var mı?..

Sağlık ve mutlulukla dolu, bedeninizi severek ve onu yücelterek geçireceğiniz, her şeyden önce hayat dolu ve sonra elbette yeşillikler, sebze ve meyvelerle dolu bir hafta olsun! J




Sağlıklı Beslenme ve Formda Yaşam Serisi (1)



Kalıcı Olarak Kilo Verememenin Sırları  

Siz de mi devamlı kilo alıp veriyorsunuz? Yıllardır bir çıkış yolu bulamadınız ve sürekli diyetten diyete koşmanıza rağmen hala istediğiniz bedene kavuşamadınız mı? Artık denemekten yorulup, kemiklerinizin iri, yapınızın da bu olduğuna mı inandırdınız kendinizi...

Çağımızın en büyük konu başlıklarından biri “beslenme ve formda kalma”: Aktif ol, spor yap ve sağlıklı beslen... Sağlıklı bir yaşamın formülü çok belli ve basit gibi görünürken, kendimizi bunu bile bile, cezalandırırcasına yemekle teselli etmemizin sebebi ne olabilir? Ne oluyor da kendimizi yemeye veriyoruz? Yemekle aramızda nasıl bir konfor bağı oluşuyor? Formül bu kadar basitken, bizi dönem dönem kalça, basen ve bacak irileşmesine sürükleyen güç nedir? Neden hayatımızın bir döneminde bu konuda daha fazla irade gösterebilirken, bazı diğer dönemlerinde dondurma ve çikolata içinde yüzmek istiyoruz delicesine? Bizi bu kendine öfkelenme-iradeyle yeni bir diyete başlama-güç toplama ve kilo verme; sonra umutsuzluk-mutsuzluk ve tekrar kilo alma döngüsünden ne kurtarabilir?

Bu sabah sevgili arkadaşım Selin, Tanrılar Okulu’nun satırlarını paylaşmış: “İnsanın kendini öldürmesi için silah ile yiyecek arasındaki tek fark, seçilen yöntemin çabukluğudur.” Aslında bana sorarsanız, yiyecek, sigara ve diğer madde bağımlılıkları sadece işin fiziksel tarafı. Bunun bir de düşünsel yanı var: Kendini de yiyip bitirmek.

Yiyeceklerle aramızdaki ilişkinin temellerini fark etmedikçe, kendimizle aramızda sağlıklı, sevgi ve güvene dayalı bir ilişki kurmadıkça, esas besini hayatın kendisinden almadıkça, gerçekten ihtiyacımız olan duyguların yerine yemeği yerleştirmeye devam ettikçe, gerçek sorunlara eğilmeyi ve onlarla yüzleşmeyi erteledikçe; duygu ve düşünce döngülerimiz bizi kilo alıp vermeye, kendimize kızıp sinirlenip tekrar hırsla diyete girmeye ve oradan yenilmişlik ve güç yetmezliği sebebiyle ekstra karbonhidrat batağına geri dönmeye götürür.

10 seneden fazla bir süre yeme bozukluklarıyla savaşmış, sürekli kilo alıp vermiş ve en sonunda duygularını iyileştirerek, kendisiyle arasında sıkı bir sevgi bağı kurmaya azimle çalışmış ve en sonunda çıkış yolunu bulmuş biri olarak, bu acı yolculuğu tatlı bir anıya çevirmenin yollarını sizlerle paylaşmak istiyorum. Bu yazımda nasıl kilo veremeyeceğimizden bahsedeceğim. Bir sonraki yazımda ise sağlıklı bir düşünce biçimiyle, formda ve hayat dolu bir bedene nasıl kavuşabileceğimizi yazacağım...


Nasıl kilo veremezsiniz? (Veya verseniz bile bir süre sonra geri alma riskiniz yüksek olur)

Aslında kilo vermek kolay... Zor olan, uzun vadede sağlıklı ve formda kalarak yaşamak...

ü  Kilo vermeyi yaşamınızın merkezi ve odağı haline getirirseniz kilo veremezsiniz. Bunun yerine sağlıklı beslenerek formda ve kaliteli bir yaşamı hayatınızın odağı haline getirin.
ü  Belli bir süre için diyete girerek ve sonra diyetten çıkarak da kalıcı olarak forma girmek mümkün değil. Sağlıklı yaşamayı bir yaşam biçimi ve kendinizi sevmekten kaynağını alan bir düşünce haline getirmediğiniz sürece, iniş çıkışlarınız devam edecektir.
ü  Kalori saymakla, yağı kısmakla ve “light” ürünlerle de kilo veremezsiniz. Bazı yiyecekler var ki, yağları size faydalı. (Avokado, ceviz, susam, tahin, vb.) Diğer yandan, 2 tane muzda da 200 kalori var, bir orta boy poğaçada da. Ancak aynı yağ oranına ve besin değerlerine sahip olmadıkları için, sadece kalori sayarak diyet yapmak faydasız.
Ayrıca, yapay tatlandırıcılara, yağsız sütlere, yoğurtlara yönelme adımları basbayağı dolandırıcılık. Şöyle, “düşük kalorili oldukları için biraz daha fazla yiyip içebilirim” hali, formda ve  sağlıklı yaşayan insanların yapmadığı bir şey.
ü  “Sağlıklı yiyeceklerden sonsuz miktarda” diyetleriyle kilo veremezsiniz. Çünkü bugün diyetteyken sonsuz miktarda salatalık, diyetten çıkınca yarın sonsuz miktarda çikolata demek... Aynı zihin durumu...  
ü  Geçici diyetlerle de olmuyor. Araştırmalara göre, diyetlerin %90’ı işe yaramıyor. Çünkü 1 ayda aç kalarak birden bire verilen kilolar, kısa sürede geri alınıyor.
ü  Aşırı spor yapmakla da olmuyor. Hareket şart. Fakat kendinizi bilinçsizce spora vurursanız, bu süreç sizi şişirip kaslı insan yapabilir. Bir de “bugün nasıl olsa spor yaptım” diye ihtiyacımızdan fazla yemeğe izin veriyoruz çoğu zaman. Bu da bedenimize yaptığımız bir başka eziyet.  
ü   Tatsız tuzsuz yiyeceklerle de kalıcı kilolardan kurtulamazsanız. Diyet deyince tüyler ürperten bir lezzetsizlik listesi geliyor insanın aklına. Oysa sağlıklı bir şekilde yaşamak istiyorsanız, ruhunuz da doymalı, sadece mideniz değil. Yediklerimizden tat alıyorsak, daha çabuk doyum hissine kavuşuruz. Oysa, diyete girince insan sanki tat alırsa suçlu olurmuş gibi hissedebiliyor. Sağlıklı ve lezzetli yeni yemek tarifleri, ızgara tavukla haşlanmış brokolinin yerini alabilir.
ü  Sabırsızlık ve şok diyetler de çözüm değil. Diyelim 1 hafta aç kalabildiniz. Peki sonra?..


18 Nisan 2015 Cumartesi

Fears


Fear of future, fear of death, fear of spiders, fear of heights, fear of love, fear of not being enough, fear of being judged, fear of ‘what others would think’… We all have certain fears. Those who say ‘I have no fear, zilch’ have probably not met it yet… On the other hand, our fears are not that bad. Actually, being fearless is not the point. A certain level of fear will protect us like a blanket would do in a cold weather. As my esteemed master Sri Sri Ravi Shankar says: ‘Fear of death keeps life going; fear of making mistakes protects the truth, fear of getting sick provides hygiene and fear of suffering makes us fair individuals.’

In this article, we are going to tackle with our fears that keep us from making a big leap by constituting a veil before our eyes, a blockage on our path and shackles on our feet; those fears that take us away from our authenticity and hinder us from fulfilling our potential.

According to Tony Robbins, if we have a hard time making important decisions, the most fundamental reason behind it is the fear based on the opinion ‘none will love me if I try and fail or if I am not enough.’ I would like to share with you what I read, learned and understood from fear experts.


1- You are not alone. Everyone has fears. Even though this knowledge may seem simple; actually it’s extremely important.

2- Recognize your fears: what are the exact things that you are afraid of? If you can exactly identify what you fear from, then you will have come a long way in overcoming your fear. Fear can only exist where there is no ignorance about that specific subject. For example, if you go deeper in your fear of flying, you may possibly see that you cannot get on an airplane actually because of your fear of death. Searching about death and collecting information about what death may possibly be like can actually relieve your fear.

3- Communicate with your fear. It’s obvious that our fears do not make us feel good. But instead of saying ‘I don’t like this feeling and I want to get rid of it as soon as possible.’, close your eyes when you feel fear and realize your physical sensations. Observe your body. Notice the rhythm of your heart beat and your breathing. Take a few deep breaths and ask yourslef: ‘What are you trying to tell me?’ Your subconscious tries to protect you. It sends you the feelings as messages in order to protect you. When you receive the message given by your system, the frequency of fear will decrease. (For instance fear of getting sick may try to warn you about your health that you have been neglecting for some time. Fear of death may signal you that you are not living your life fully or fear of loneliness may try to advise you to be friends with and love yourself.) This is not to say that it’s always the case. However you’d better recognize that each fear has a warning message for you.

4- Do not identify yourself with your fears. ‘I am not my fears.’ Therefore, I am not the voice in my mind (thoughts like ‘what will happen in the future?’, ‘what if I can’t succeed?’, and ‘what if I become lonely?’ ‘What if I am dragged into a disaster? Etc.) ‘I am’ not this sensation (heart-throbbing, sweaty hands, tension etc.) formed as ‘fear’ in my body. You may even give it a name to separate yourself from your fear, such as ‘Pump’, ‘Chucky’ or ‘Dumdum’… Every time you experience the fear, you may say ‘Oh Chucky is it you? Come and sit.’ Once you separate it from yourself, it will be much easier to accept and observe it. You will realize the thoughts that cross your mind each time you have this feeling. The timbre of the voices will fade as you observe the issue. Because your observing state is much stronger than your fearful state.

5- Face your fear. Fear might seem real but you realize that it’s fake once you catch its eyes. (Fear=False Evidence Appearing Real)

6- Fear can only manifest where there is no love. Change your fear of future with the love of life; fear of old age with the love of wisdom and change your fears about relationships with the love and trust you feel for yourself.

7- Think about what can happen when you overcome your fear. What will change in your life? How will you be when you do not have this fear in your life any more? What will you do differently? How will you be walking, how will you be talking?

8-Who is bigger? You or your fear? Remember the story of black and white wolves:

Together with his grandson, a wise Native American tribal chief watches the scuffling of a white and a black wolf. The grandson asks why they need two wolves to protect the tribe. The chief tells his grandson that one of them represents goodness while the other represents evil and that their fight always reminds him about the struggle of goodness and evil that prevail in human beings. The grandson feels curious and asks: ‘So who wins the fight?’ And the chief answers: ‘The one we feed, son…’

You amplify your fear if you focus on it. Yet if you observe it and understand what it warns you about, then your fear will quietly leave the place.


Inspired by Sri Sri Ravi Shankar, Chris Ramey, Josh Pais, Marie Forleo