2 Haziran 2017 Cuma

Yoga, Constipation and a Few Tips




Hello friends, 

I have launched my new YouTube channel, just today yeay! It's "Feel Good with Arzu", you can go ahead and check it out, and subscribe! On the channel I will be sharing various breathing and stress management techniques, yoga, ayurveda, meditation, music, healthy recipes, travel videos from all over the world, beauty secrets, aromatherapy and all kinds of things that will make you 'feel good'! You can always offer me topics to talk about, ask questions, comment and be a part of the fun! 

My first topic happened to be  digestion, -constipation to be specific. When I go to the pharmacy in Turkey (and to CVS in the U.S.) I see that laxatives are one of the most popular drugs. Well, we simply can not get it out, I guess. And since it's not a very fun thing to talk about, most of us kind of keep it to ourselves, -up until we have hemorrhoids. Hemorrhoids are more difficult to hide than constipation. To cut the story short, I thought you may benefit from the magic of yoga and ayurveda to build a healthy digestive system. 

(P.S. Yoga practice for constipation is up on my channel, and enjoy the warm ups before you start the practice! :) 

And here are a few points you may find useful : 

- Start your day with warm water (you can also add some lemon to it). Have warm water throughout the day 

- Soup helps a lot! 

- You'd think salad is really good for you but it's actually not. Avoid raw vegetables and go for cooked ones  

- Exercise regularly

- Have a regular meal schedule (at regular intervals and at the same time every day)  

- Take probiotics! Probiotics are good bacteria that help with digestion. (Homemade pickles, probiotic supplements, kefir, tempeh, miso, etc.) 

  - This Green Juice Recipe doesn't really taste anything like a smoothie but it works magic, good to have every morning before breakfast. This is my macrobiotic teacher Bettina's recipe, you can always follow her blog at: http://myemail.constantcontact.com/Upcoming-webinars-and-events.html?soid=1104658967269&aid=6vAlfZmZ2fI  


Juice of : 
Leafy greens (3 larga kale or collard greens) 
2-3 small radishes or 1/2 of a large radish
1/16th of green cabbage 
vary other vegetables : 1/2 carrot, 1 cucumber or celery 

add boiling water and enjoy! :) 

- Kitchari is a delicious meal that helps with digestion.This recipe is on the channel


1 cup yellow lentils 
1 cup rice 
4 cups water 
2 cups of broccoli flowerets 
1 medium zucchini cut into cubes 
4-5 tablespoon olive oil
1 teaspoon fresh ginger, cut into little pieces 
1 teaspoon mustard seeds  
1 teaspoon coriander 
1 teaspoon turmeric 

* Place lentils and rice into a cooking pot, add 4 cups of water and bring to boil 
* When it boils, remove the foam, lower the flame and cover 
* 10 minutes later, add broccoli and zucchini cook for other 10 minutes. If needed, add a little more water. 
* Place the olive oil on a skillet, turn the flame on as soon as it's a little warm add fresh ginger. Cook a little, then add mustard seeds. A little later add coriander and turmeric. Make sure that you are not burning the oil and the spices. 
* Mix the spices to rice, lentil and vegetables 

Enjoy!

- One last thing, ask yourself what you are holding onto. What stresses you have. Constipation is mostly about not being able to let go. Next week's topic is stress management. Keep on following us! 

Have a happy and healthy week!   :) 


Yoga, Kabızlık ve Birkaç Tüyo



Herkese merhaba,

İstekleriniz, ısrarlarınız, ittirip kaktırmalarınız, kısaca sizin sayenizde, Y
eni YouTube kanalımı açtım tatata taaaaa!!

Kanalımda yoga, nefes egzersizleri, meditasyonlar, stresi yönetebilmek için çeşitli yollar, ayurveda, meditasyon, müzik, sağlıklı tarifler, dünyanın çeşitli yerlerinden videolar, güzellik sırları, aromaterapi ve kendinizi iyi hissetmenizi sağlayacak envai çeşit şey paylaşılacağım. Konuları birlikte belirleyeceğiz. Önerileriniz, sorularınız, merak ettiklerinizi videoların altındaki yorum bölümlerinde benimle paylaşabilirsiniz. Hemen gidip abone olabilirsiniz!!

Bu haftanın konu başlığı sindirim, aslında kabızlık. Eczaneye her gittiğimde, kabızlık ilaçlarını vitrinin baş köşesine kurulmuş buluyorum. Top ten'deler yani! Kabızlık konusu pek de iç açıcı bir konu başlığı olmadığından o kadar da konuşulmuyor öyle uluorta ama belli ki çoğumuzun başı dertte bu konuyla ilgili. Ben de bu hafta yoga ve  ayurvedanın ışığında kabızlığınıza iyi gelecek, sindirim sistemini güçlendirecek yoga hareketlerini, birkaç tüyo, birkaç tarif ve konuyla ilgili bilgi paylaştım.

Yoga hareketlerine başlamadan önce ısınma hareketlerini de yapmayı unutmayın! :))

Size yararlı olabilecek birkaç noktayı da buraya ekliyorum :

- Güne ılık su içerek başlatın (biraz limon da ekleyebilirsiniz). Gün boyunca ılık su için

- Çorbalar çok yardımcı olur

- Salata iyi gelecek gibi düşünürsünüz ama aslında gaz yapar, tüm sebzelerinizi pişmiş olarak yiyin. Kabızlık durumunda iyi pişmiş olsunlar

- Düzenli egzersiz çok önemli

- Düzenli beslenmek daha da önemli (düzenli aralıklarla ve her gün aynı saatte)

- Bu yeşil su tarifi tadı muhteşem olmasa bile sindirim sistemini çalıştırmak için harika bir tarif: 


Şunların suyu sıkılacak:
3 karalahana yaprağı (yeşil renkli)
(Koyu yeşilleri de ekleyebilirsiniz, maydanoz, roka gibi)
2-3 küçük turp
1 kase bildiğimiz lahana
(isteğinize göre: 1/2 havuç, 1 salatalık, 2 kereviz sapı)
üzerine sıcak su ekleyin ve sabahları kahvaltıdan önce için. Afiyet olsun :)

(Bu benim çok sevdiğim makrobiyotik öğretmenim Bettina'nın tarifi, blogunu her zaman şu adresten takip edebilirsiniz: http: //myemail.constantcontact .com / Upcoming webinars-and-events.html? Soid = 1104658967269 & aid = 6vAlfZmZ2fI)

- Kitchari Tarifi: (Video isterseniz: https://www.youtube.com/watch?v=ABGBfBaZhlc)



1 su bardağı sarı mercimek 1 su bardağı pirinç
4 su bardağı su
4-5 çorba kaşığı zeytinyağı
1 çay kaşığı taze zencefil, küçük parçalara kesilmiş
1 çay kaşığı hardal tohumları
1 çay kaşığı kişniş
1 tatlı kaşığı zerdeçal

* Mercimekleri ve pirinci bir pişirme kabına yerleştirin, 4 su bardağı su ekleyin ve kaynatın.
* Kaynarcasına köpüğü çıkarın, ateşi indirin ve kapağı
* 10 dakika sonra diğer 10 dakika boyunca brokoli ve kabak unu ilave edin. Gerekirse biraz daha su ekleyin.
* Zeytinyağını bir tava üzerine koyun, biraz sıcak olarak taze zencefil ekleyin ateşi açın. Biraz pişirin, sonra hardal tohumları ilave edin. Biraz sonra kişniş ve zerdeçal ekleyin. Yağ ve baharat yakmadığınızdan emin olun.
* Baharatları pirinç, mercimek ve sebzelerle karıştırın


Afiyet olsun!

- Son bir şey, nelere sıkı sıkı tutunduğunuzu ve bırakamadığınızı kendinize sorun. Kabızlığın stresle de çok yakın ilişkisi var. Stres yönetimi videoları önümüzdeki hafta geliyor, bizi izlemeye devam edin. :))

Sağlıklı ve mutluluk dolu haftalar!



30 Mayıs 2017 Salı

A Few Notes to Yoga Beginners





Hello everyone! 

Just to make sure to provide you with all kinds of necessary information before we begin our yoga. It will all soon be on my new YouTube channel. I literally can't wait! 

If you are a beginner at yoga, it is always good to remember these : 

- Consult with your physician before you do any kind of exercise (I know it sounds a little too cautious but it's really important, especially if you have any physical conditions.) 

- If you are pregnant, do not follow all the sequences, especially the ones on your tummy. There is special yoga for pregnancy and I will be recording that, too. Do that one. :) 

- Don't mind others. Don't compare yourself with anybody. Their level of flexibility is theirs. You are unique and so beautiful just the way you are. So, just start and even if you aren't flexible, it will come to you. It's not a prerequisite for yoga, it's the result of it. 

- 'Asana' (Sanskrit name for the yoga postures) means steady and comfortable. So, the most important thing is that you go into the posture as long as you can keep your smile on. Do as much as you can and without forcing. 

- Do your practice at a clean place, since we will be doing so much breathing, you don't want to inhale all that filthy crap. 

- It's really important to warm up before beginning your asana practice 

- Also remember that there are 3 steps to asana, 1- entering the posture 2- staying and breathing into the posture 3- getting out of the posture. All these need to be synchronized with our breath. Avoid any no sudden moves. 

- It's also really important that you are not hungry during the practice. Dreaming donuts will not help to come back to the present moment. And not full either. 2-3 hours after food is good. 

Enjoy it! 

Yoga'ya Yeni Başlayanlar İçin Bir İki Not



Herkese merhaba!

Yoga hareketlerine başlamadan önce sizlere her türlü gerekli bilgiyi sağladığımdan emin olmak istiyorum. Çok yakında yeni kanalımda birlikte yoga yapmaya başlayacağız çünkü!!!
Eğer yogaya yeni başlıyorsanız, başlamadan önce özellikle şu noktaları hatırlamak her zaman iyidir:

- Herhangi bir egzersiz yapmadan önce doktorunuza danışın (biliyorum biraz temkinli görünüyor, ancak özellikle fiziksel sorunlarınız varsa, yapabileceğiniz ve yapmamanız gereken hareketler konusunda doktorunuzun onayı çok önemli.)

- Hamileyseniz, hamileler için özel yoga videosu çekeceğim, 12 haftanın sonunda (yine doktorunuzun rızasıyla) bunları yapabilirsiniz. 12 hafta tamamlanmadan yogayı tavsiye etmiyoruz.  

- 'Asana' (Yoga duruşlarının Sanskritçe adı) rahat ve sabit demek. Yani, en önemli şey, gülümsemeye devam edebildiğiniz kadarıyla hareketi yapmanız. Yapabildiğiniz kadar ve zorlamadan.

- Sağa sola bakıp Ayşe Bacı’nın, Meryem Hatun’un ne kadar esnek olduğuna takılmayın. Kendinizi kimseyle karşılaştırmayın. Siz olduğunuz gibi benzersiz ve çok güzelsiniz. Esnek değilseniz bile başlayın. Esneklik yoga için bir ön koşul değil. Zamanla esneyeceksiniz siz de. Artık Ayşe Bacı kadar olur mu bilemem ama… (şaka yahu!)

- Yoga için temiz bir yer bulun. Ya da bulunduğunuz yeri temizleyin. Çok nefes alacağız, pis pis tozları derin derin içinize çekmek istemeyeceksiniz… hehe :)


- Asana uygulamasına başlamadan önce ısınmak gerçekten önemli. Ama gerçekten. Gerçekten çok önemli.

- Asananın 3 aşaması var, 1- duruşa giriş  2- duruşta duruş ve 3- duruştan çıkış. Bu aşamaların hepsi nefesle birlikte. Ani hareket etmeyiniz.

- Uygulamalar sırasında aç olmamanız da çok önemli. Aksi halde simit, peynir ve çay hayaliyle şuradan şuraya yol alamazsınız. Tok olsanız da olmaz. En iyisi yemekten 2-3 saat sonra yoga yapmak.

Keyifli yogalar!

28 Mayıs 2017 Pazar

Benefits of Yoga


Photo Credit: Elif Kahveci 

Since yoga entered my life fourteen years ago, things started transforming in my life on so many levels that I wrote a book about it. (Hope that you can read it soon, I'm currently working on its English translation) It's been healing for me in so many ways.   

On this post, I wanted to share some of the benefits of yoga with you, who knows, you may find something that you could use and that one thing can inspire you to get started! :)) 

On Physical Level : 

* Increased flexibility
* Increased muscle strength and tone
* Improved respiration, digestion, immunity and circulation 
* Regulated functioning of the hormones and the body temperature 
* More energy and vitality
* Balanced metabolism
* Soft and beautiful skin (yoga is a great anti-aging agent!!) 
* Improved posture 

On Mental Level : 

* Increased concentration 
* Clarity of mind 
- when the mind is clear, this ultimately effects communication and relationships  
* Reduced stress 
* Increased ability to deal with stress

On Spiritual Level  : 

* Peace 
* Love 
* Energy 
* Motivation 
* Enthusiasm 
* Creativity 
* Playfulness 

and this is the magic one: when you practice yoga regularly and make yoga a part of your everyday life (I will write more on that) you start building all kinds of abilities towards life, not only how to stand strong in front of difficult situations, but also how not to be shaken by this and that and you start noticing what's beyond your limits and realize your full potential.   

Yoga'nın Faydaları

Photo Credit: Elif Kahveci

Yoga hayatıma girdiğinden beri, bende ve hayatımda o kadar çok şey iyi yönde değişti ki, üzerine kitap yazdım. Yoga beni iyileştirdi, sinirlerimi aldı, yumuşattı, bana hayatı anlattı, beni başka biri yaptı. Hepsini umuyorum çok yakında çıkmak üzere olan kitabım Çingene’de okuyabileceksiniz.

Bu yazımda sizlerle yoganın bazı faydalarından bahsetmek istedim. Kim bilir, belki bu listeden işinize yarayacak bazı noktalar bulur, siz de yogayı hayatınızın bir parçası yapmaya karar verirsiniz! Yoganın faydaları sadece fiziksel değil. Aynı zamanda zihinsel ve ruhsal seviyelerde de şifalı etkileri var. Aşağıda birkaçını sıralıyorum:

Fiziksel :

* Fiziksel esnekliğin artması
* Kas kuvveti ve tonunda artış
* Solunum, sindirim, bağışıklık ve dolaşım sistemlerinin kuvvetlenmesi
* Hormonların ve vücut ısısının dengelenmesi
* Daha fazla enerji ve canlılık
* Metabolizmanın dengelenmesi
* Yumuşak ve güzel bir cilt (yoga büyük bir anti-yaşlanma ajanıdır!)
* Duruşun düzelmesi

Zihinsel :

* Konsantrasyonun artması
* Zihnin berraklaşması
* İletişim ve sosyal ilişkilerin
* Stresin azalması
* Stresle başa çıkma yeteneğinin artması

Ruhsal :
Daha fazla
* Huzur
* Sevgi
* Enerji
* Motivasyon
* Coşku
* Yaratıcılık

Yoganın en büyüleyici kısmı ise günlük hayatınızın bir parçası haline getirdiğinizde (bu sadece yoga duruşlarını düzenli uygulamak anlamında değil, yoganın daha bir sürü başka metotları da var; bu konuda ayrıca yazacağım) çeşitli yeteneklerimizi ortaya çıkarması. Zor durumlar karşısında daha güçlü ve sarsılmadan durabilmenin yanı sıra, kendimize koyduğumuz sınırların ötesinde olanı fark etmeye başlamak ve potansiyelini tümüyle yaşamaya başlamak gibi mesela...


27 Mayıs 2017 Cumartesi

Yoga 101 (English Version)


Photo Credit: Elif Kahveci



Hi friends,

If you have recently started taking interest in Yoga, I've put together a few key points for you I thought you might enjoy. :)

What is Yoga?

  • Yoga, is the universal knowledge that presents the techniques for a happy, healthy and stress free life. It dates back over 5,000 years and originates from India.

  • The word ‘yoga’ stems from the Sanskrit word 'yuj' which means 'to unite'. Yoga is the union of the body, mind and spirit along with the universe.

  • Although yoga is understood as a variety of physical exercises in the west, it is actually an inner journey towards one’s self.

  • Although they are very essential, yoga poses (asana) are not the purpose of yoga. In the ancient days, yogis and yoginis (yoga practitioner) practiced yoga postures in order to be able to sit easily in meditation for long periods of time.  


  • The kind of yoga that stood out in the west is called "Hatha Yoga". Hatha Yoga consists of breathing exercises (pranayama), yoga postures (asana) and meditation. Hatha Yoga is actually a branch of Raja yoga, one of the four paths of Yoga. That means Yin Yoga, Vinyasa Yoga, Ashtanga Yoga, Power Yoga etc. are all ‘Hatha Yoga’ classes.
  • Paths of Yoga 
Karma Yoga: Path of selfless service

Gyana Yoga: Path of knowledge

Bhakti Yoga: Path of love and surrender (including the mantra singing and meditative Sanskrit music)

Raja Yoga: Path of mental discipline. Raja Yoga is Sage Patanjali's yoga training that consists of eight limbs. This path of yoga offers methods to maintain mental and emotional control. Sage Patanjali collected the scattered yoga knowledge from the Vedic period and brought it together systematically to our day. ‘Raja’ means royal. This Yoga is also called 'Ashtanga Yoga'. Ashtanga literally means "eight limbs". Patanjali’s 8 limbs of yoga consists of 1-Yama (Social responsibilities), 2-Nyama (personal responsibilities) 3-Asana (yoga postures) 4-Pranayama (breathing exercises) 5- Pratyahara (self observation) 6-Dharana (concentration) 7-Dyana (meditation) 8-Samadhi (ultimate blissful state of yoga)  (I will write more on the 8 limbs of Yoga)



Yoga 101

Fotoğraf: Elif Kahveci

Eğer yogaya yeni yeni ilgi duymaya başladıysanız, başlangıç için bilmek isteyeceğiniz birkaç temel noktayı sizin için bir araya topladım.  :) 

Yoga Nedir? 
  • Yoga, 5000 sene önce Hindistan'da bilgelerin uzun meditasyonları sonucu ortaya çıktı. Aslında sağlıklı ve mutlu bir yaşamın formüllerini gösteren kadim ve evrensel bir bilgi. Bir yaşam felsefesi. 
  • Sanskritçe'de 'yuj' kökünden gelen bir kelime. Birleşmek anlamına geliyor. Zihin, beden ve ruhun, tüm evrenle birleşmesi hali.
  • Sankritçe, Yoga'nın anadili.
  • Yoga batıda her ne kadar çeşitli fiziksel egzersizler olarak anlaşılsa da, aslında bir içsel yolculuk, bedenini, zihnini ve kendini tanıma yolculuğu.
  • Yoga'da uygulanan fiziksel egzersizler (asana-yoga duruşları) yoganın, önemli olmasına rağmen, ufak bir bölümü. Tıpkı buz dağının görünen kısmı gibi. 

  • Yoga'nın batıda öne çıkan şekli, "Hatha Yoga". Hatha Yoga, nefes egzersizleri (pranayama), yoga duruşları (asana) ve meditasyondan oluşuyor. Hatha Yoga, aslında Yoga'nın dört yolundan biri olan Raja yoganın bir kolu. Yani, yoga merkezlerinin ders programlarında yer alan Yin Yoga, Vinyasa Yoga, Ashtanga Yoga, Power Yoga ve benzeri dersler Hatha Yoga dersleri.
  • Yoga asana (yoga duruşları) meditasyonlarda uzun süre oturabilmek adına, vücudu esnetmek için yapılırmış. Yani yoga duruşları, yoganın esası veya nihai amacı değil. 
  • Yoga'nın 4 Yolu  
  1. Karma Yoga : Karşılıksız hizmet yolu
  2. Gyana Yoga : Yoga'nın bilgi yolu. Yoga bilgisi. 
  3. Bhakti Yoga :  Yoga'nın sevgi ve teslimiyet yolu (Bu yogaya Sanskritçe müzikle söylenen mantralar da dahil) 
  4. Raja Yoga : Bilge Patanjali, binlerce yıl önce Vedik dönemden kalan ve dağınık bir şekilde bulunan yoga bilgisini toparlayarak sistemetik bir hale getiriyor. Zihin ve duygu kontrolünü sağlamaya yarayan yöntemler sunuyor. Raja Yoga, Bilge Patanjali'nin sekiz uzuv'dan oluşan yoga öğretisi. Raja, kraliyet anlamına geliyor. Eskiden kraliyet yogası olarak bilinirmiş. Bu yogaya aynı zamanda 'Ashtanga Yoga' da deniyor. Ashtanga, kelime anlamıyla "sekiz uzuv" demek. (Daha sonra bu konuda daha detaylı yazacağım, fakat kısaca geçmek gerekirse bu sekiz uzvu şöyle sıralayacabiliriz : 1-Yama (sosyal sorumluluklar), 2-Nyama (toplumsal sorumluluklar) 3-Asana (yoga duruşları) 4-Pranayama (nefes egzersizleri) 5-Pratyahara (içe çekilme, iç gözlem, inziva) 6-Dharana (konsantrasyon) 7-Dyana (meditasyon) 8-Samadhi (huşu hali) 

29 Nisan 2017 Cumartesi

Mutluluk Sorunsalı

Babamın üniversitedeyken bir anatomi hocası varmış. Sahneye çıkar gibi derse girer, tiyatro yaparak, esprilerle, güldüre eğlendire tıp fakültesi öğrencilerine insan anatomisini anlatırmış. Dersleri dolup taşarmış. İsmi, Sami Zan. Her dersin başında öğrencilerine, hiçbir tıp kitabında bulamayacakları bir kalp hastalığı olduğunu, dersin sonunda bu hastalığın ne olduğunu onlara açıklayacağını söylermiş. Dönemin son dersine kadar açıklamayınca, öğrenciler en sonunda dayanamayıp bu hastalığın ne olduğunu sormuşlar. O da bunca ay merak uyandırdıktan sonra bu kalp hastalığını onlara açıklamış: ‘Bu hastalığın ismi RANN hastalığıdır çocuklar’, demiş. ‘İnsanın yaradanını unutup, kalbinin taşlaşması’.  


*
Babamın üniversite anılarını karıştırırken karşıma çıkan bu hikaye tüylerimi ürpertti. Elini öpmek istedim hocanın. Bu ‘kalp taşlaşması’nı yanlış anlamamak gerek. ‘Taş kalpli’ olduğumuzdan değil. Bu taşlaşma, varlığımızdan uzak düşmekten ötürü… Belki adını bile kendi koymuştur, ‘Run’, yani kaçmak… Pek manidar…


*
Bu hastalık, aslında hayatın doğasında var olan unutkanlığımız… Bizi gerçek bir ‘mutluluk’ halinden uzaklaştıran ve geçici mutluluklar hastası yapan da bu unutkanlıktan başkası değil. Kim olduğumuzu, yaratanımızın kim olduğunu, onunla aramızdaki bağı unutmuş olmak. Kendi öz varlığımızı unutmak. Biz bu unutkanlığın içindeyken, istediğimiz kadar ‘mutluluk’ arayalım, kavuştuğumuz mutluluklar sabun köpüğü gibi oluyor ancak. Bu seviyeden baktığımız zaman, mutluluk gerçekten de fazla abartılıyor olabilir pekala. Bu unutkan halimiz, hayatın cilveli parıldakları altında yaşayıp, gününü gün etmeye, başarı merdivenlerini tırmanmaya ‘mutluluk’ diyor. Doğru. Bu tip mutluluklar bence de fazla abartılıyor. Kim evlendikten sonra dünyanın en mutlu insanı oldu mesela? Kim çok ünlü olduktan sonra çok mutlu olmuş? Piyangoyu vurduğu zaman kimin başı göğe ermiş? Reklamlara dönüp bir göz atın… Tatilde ayaklarını uzatıp yatmak mutluluk… En lüks kıyafetleri giymek, en güzel arabalarda gezmek mutluluk… ‘Evinden alışveriş merkezine inmek’ mutluluk… İnsan sağlığına ve doğaya zarar veren büyük firmalarda statü edinmek, mutluluk… Tüketmek, mutluluk… Hani hangimiz alışveriş yaptıkça çok mutlu oluyoruz? Belli bir mevkii’ye gelenlerimizin hemen hepsi üzerindeki sorumluluklardan şikayetçi, köye yerleşmek istiyor pek çoğu. Bizim devrin hayallerine kapıldın mı yandın zaten! Koyduğumuz hedeflere vardığımızda hissettiğimiz mutluluk o kadar kısa ömürlü ki! Bakın Trump bile eski hayatını özlüyormuş. Bu tip bir mutluluk anlayışının bizi getirdiği durum belli : Tatminsizlik ve daha büyük bir mutsuzluk.


Şu da bir gerçek ki, her ne yaparsak yapalım, her ne kadar yeni mutluluk hedefleri belirlersek belirleyelim, varlığımızdan uzak düşmüşlüğün sızısını bastıramayacağız. Eninde sonunda, gerek fizyolojik, gerekse psikolojik olarak bizi sıkıştıracak, sesini yükseltecek ve bizi kendimizden daha fazla mahrum kalmamamız için sistem sürekli uyaracak. Bir durup dinleyelim, hatırlayalım, tekrar bağlanalım diye. Biz ya o uyarıyı uyuşturup geçiştireceğiz, ya da dinleyip onurlandıracağız. O bizim bileceğimiz iş…


‘Dünya bundan daha mutlu bir yer olsaydı, bundan ötede ne olabileceğini hiçbir zaman sormazdınız.’
Sri Sri Ravi Shankar  


Yeterince duvara tosladıktan sonra, bundan ötede ne olabileceğini sorgulamaya başlıyor insan. Sonra da zeki geçinip, bunca yalana nasıl kanmış olabileceğine şaşıp kalıyor. Ve aradığı mutluluğun hiçbir sebebe bağlı olmadığı ve öz varlığına yaklaşarak, bu hissin kendinin dışında bir yerde olmadığı gerçeğini hatırlamaya başlıyor. Çağımız, bu yakınlaşma çağı.


*
İnsanın öz varlığına yakınlaşması, aslında öz varlığı olmayanlardan soyunması demek: Olumsuz duygu ve düşüncelerinden. Tıpkı pirincin taşlarını ayıklamak, cevizin kabukları temizleyip, meyvesine ulaşmak gibi, insan da kendine ait olmayanlardan silkelenmeyi öğrendikçe kendine yakınlaşıyor. Kendine yakınlaştıkça, kalbi yumuşuyor, mutluluk, içinden kırmızı sardunyalar gibi fışkırıyor. Hırsından, kininden, kibrinden, kıskançlığından, öç alma isteğinden, öfkesinden, zulmünden, hıncından, kötü alışkanlıklarından içindeki tüm kötülüklerden kendini arındırmanın bir yolunu bulmak gerçek mutluluğun yolu. Onlar tımarlandıkça, insan özgürleşiyor. Kendi kendine, öylesine, hiç sebepsiz yere gülümsemek, oyun oynamak istiyor. Böyle hissetmek için tekrar çocukluğumuza dönmeye gerek yok. O çocukluk bizim. Saflaştıkça, arındıkça, kendimize yaklaştıkça özlediğimiz o mutluluk hiçbir yere gitmedi, zaten orada. Bakın, Büyük İskender bile tüm dünyayı elde ettikten sonra, gerçek anlamda tatmini bulmuş olan Diyojen’e özenmiş. Dünyadaki her şeyi elde edebiliriz. Ama bu yüzümüzü kalıcı olarak güldürmez. Kalıcı bir mutluluk halinden konuşacaksak, önce bu olumsuz duyguları tımar edeceğiz.


Bu dünyadaki en zor iş aslında insanın duygularını ve o duyguların yarattığı düşünceleri kafakola alması. Sen kalk, bin yıllık üstüne yapışmış huylarınla cebelleş! Önce cesurca aynanın karşısına geç, ne olduklarını fark et hele… ‘Bak bak bak filan efendi bana onu dedi, bilmem ne hanım bana bunu dedi’den yakınmayı  bırak, bu hayatın tüm sorumluluğunun kendinde olduğuna ay, olacak iş değil…  ‘Can çıkar huy çıkmaz’ demişler bir kere… Ama çıkar, eşimin dediğine göre ‘canını çıkara çıkara çıkar’. E zor.  Dönüşmek zor, bildiklerini unutmak zor, mutsuzluğundan besleniyorsan, o kıyafetten kurtulmak zor, üzerine bir hayat kurduğun, köklendiğin, üzerinden kimlikler yarattığın bir yalana aymak zor… Ama diğeri daha zor. Oyalanmak daha zor.

Gerçek, kalıcı, sürekli, daim mutluluğa giden tek yol, külahını önüne almak. Bu en acı, en tatlı, en uzun ve en ince yol… Tepetaklak eden insanı… Kendi varlığına, yaratanına yakın olmanın getirdiği, içinden taşan, sana şarkılar söyleten, ruhunun şenliğinden gelen mutluluk, mutluluğun abartılmayanı işte…

27 Nisan 2017 Perşembe

Şu 'Mutluluk' Olayını Fazla mı Abartıyoruz Ne?

Babam, ruhaniyet, dinler ve kişisel gelişim konularına kafa yoruyor bu aralar. Bizim için ilginç bir hal… Babamı tanısanız, sizin için de ilginç olurdu. Evde maruz kaldığı on beş senelik ruhani titreşim onu da sarmalına aldı sanırım en sonunda. Sonu gelmez bir eşelemeye dalmış olması ve ara sıra bana ‘sen geçen gün tatsız uyandın, demek ki daha Muhammedi makama gelmedin’ gibi yorumlar yapması bizim için iyi mi oldu kötü mü oldu onu bilemiyorum, ama onun bu hali hoşuma gidiyor. Annemin sağlık sektörünü, eşimin dinde doğru bilinen yanlış ezberleri al aşağı eden, benimse bir empat bedeninin içinde, garipseyerek başladığım hayatımı ve onun da katkılarıyla daha başka bir gerçeklik arayışına girdiğimi anlattığım kitaplarımızı, çok kitap okuyuculuğuna ve acımasız yorumlarına güvenerek ilk ona okutmamızın da etkisiyle ‘bu konulara’ iyice maruz kaldı babam. Dün akşam bana ‘Arzu,’ dedi, bence ‘mutlu musunuz?’ diye değil, ‘huzurlu musunuz?’ diye sormalısın insanlara.

Bu konu üzerine düşünüyordum ben de bir zamandır. Aslında, yakın zaman önce bir arkadaşımın evinde düzenlediği yemekte, yeni tanıştığım birinin sohbet esnasında, ‘mutluluk bence biraz fazla abartılıyor’ sözleri üzerine başladı bu düşünce dizimim. O’na göre, Disney filmleri mutluluğa özendirmeye başlamış insanları. O, bunu söylemeden önce, tüm seminerlerimde ‘yaşamdan ne bekliyorsunuz?’ soruma aldığım en popüler cevaplar ‘mutluluk, huzur, sağlık ve para’ olmuştu. Mutluluğun ‘fazla abartıldığı’ düşüncesi kafamı pek meşgul etmemişti açıkçası. Hatta ve hatta öte kurcalamalarım sonucu mutsuzluğun da gerekli olduğu, mutsuz değilsek sanatın da ortaya çıkamayacağı düşünceleri beynimi tırmalamaya başladı. Fazla huzurlu ve mutlu bir ırk olmak işimize gelir miydi ki?

Kelimeler ve tanımlarının büyüsüne inanıyorum ben. Her bir kelime, bir düşünce kalıbı aslında. Bu kalıplar birleşerek bizim dünya görüşümüzü şekillendiriyor. Yaşam algımızı, bir sonraki davranışımızı, yaşam karşısındaki tutumumuzu, belirliyor. Bu büyünün peşine takılıp, önce ‘mutluluk’ ve ‘huzur’un sözlük anlamlarına bir baktım. Mutluluğun, Türkçe sözlükteki kelime anlamı : Bütün özlemlere eksiksiz ve sürekli olarak ulaşılmaktan duyulan kıvanç durumu, ongunluk, kut, saadet. Mutluluğu bu şekilde tanımladığımızda, insanoğlunun mutlu olabilmesi için özlemlerinin de olması gerekiyor. Arzular, özlemlerin peşinde koşup, onları elde ettik mi, bu mutluluk oluyor yani. Huzur kelimesi ise dirlik, baş dinçliği, gönül rahatlığı, rahatlık, erinç olarak tanımlanıyor. Yani bu durumda, bizim kültürümüzde mutluluk, dış etkenlere bağlı, huzur ise içsel bir hal olarak anlaşılıyor. Yani huzurunu çaba sarf ederek sağlayabilirsin belki, fakat mutluluğunun dışarıdan gelmesi gerekiyor. Bana sorarsanız, bugünkü genel mutsuzluğumuzu çok iyi açıklıyor bu anlayış. Özgür yaradılışlı olan insan, en doğal hakkı olan mutluluğu dışarıdan beklemek zorunda. Mutlu olmak için yeni özlemler üretmek ve onlara kavuşmak zorunda. Para, başarı, konum, prestij, tanınırlık, bilinirlik, seks, alkol, rock’n roll, özlemini duyduğu şey her ne ise. Sonu gelmez bir karadelik.


Bu şekilde baktığınızda, bizi mutluluğa ulaştıracak olan her şey, geçici ‘anlar’dan oluşmakla beraber, kalıcı bir mutluluk tarifi sözlükte yok.  Geçici mutlulukların yolu belli ama kalıcı olanın varlığından bile belki bihaberiz.

Kadim yoga öğretisi ise huzurun da mutluluğun da dışarıdaki koşullardan bağımsız bir iç hal olduğunu söylüyor. Bir Budist rahibe olan Gen Kelsang Nyema bir Ted konuşmasında ‘eğer huzurlu bir zihin durumuna sahipsek, dışarıdaki koşullardan bağımsız olarak mutlu olabileceğimizden, tam tersine eğer zihnimiz huzursuz ve çalkalanmış ise, dışarıdaki koşullar ne olursa olsun mutlu olamayacağımızdan bahsediyor. Yani bu tanımıyla, huzur da mutluluk da -içerde kilitli de olsalar- bizde. Kilidi açıp oraya ulaşmanın yolunu bilmiyoruz, o kadar. Derinlerde su var, ama kuyuya kovayı atıp su çıkaramıyoruz.

Eşime dün akşam ‘tasavvuf bu kavramları nasıl tanımlıyor?’ diye sordum. ‘Huzur ve mutluluk daha gündelik şeyler, tasavvufta bu ‘zevk hali’ olarak anlatılır’ dedi. Sadece var olduğun için duyduğun zevk… Huzur da bunun içinde, mutluluk da… Nefes aldığın, hayatta olduğun, sadece ve sadece var olduğun için zevk ile dolup taşmak. Orada huzur da, mutluluk da, ilham da var. Hem de tüm arzulardan bağımsız olarak. Peki kaçımız böyle bir halin ‘utopik’ olmadığından haberdar? Ve neden hayattan almayı umduğumuz zevki bir türlü bulamıyoruz dışarıda? Madem bizim en doğal halimiz bu huşu, neden bu en doğal halimiz bize yasak gibi? Bir anlığına hasbel kader kavuşsak bile neden ondan ayrılmak zorundayız? Neden bu hali yeşertmenin, yaşatmanın formülü bizden sır gibi saklandı?

(devam edecek…)