5 Kasım 2012 Pazartesi

Patlangoç






 PATLANGOÇ (For English www.arzudorter.blogspot.com )

Bazı zamanlar hayatın lastikleri patlar, herşey ters gider. İllet, şirret, nalet bir insana dönüşebiliriz o zamanlar. Bu patlangoç zamanlarda ne mi yapalım? Yo yoooo yemeğe saldırmayalım!! 

Patlangoç zamanlarda önce kendinizi bir odaya kapatıp (yooook! gaz odası değil ayol! yatak odası olur mesela) yarım saat kadar ağlayın.  Fakat sonra işi geyiğe, kendinizi bilgiye vuracaksınız. Özbilgisine. Başka yolu yok bunun.

Olayları o kadar çok üstümüze yapıştırıyoruz ki, sanki ölümüne o olayın içinde kalacakmışçasına. Öyle birşey yok. Olaylar da geçecek ve değişecek, insanlar da. Kimse bu dünyaya kazık çakmadı hepimiz ölüp gitcez işte.

Ölümü düşünmeden yaşıyoruz çoğu zaman. Ölüm deyince bunalıma girmeyin hemen! Öleceğini bilerek yaşamak, insana kendini önemsiz hissettirir. Yani sandığımız kadar da önemli değiliz aslında. Başımızdan geçenler de kendimizi hasta edecek kadar önemli değil. Biz, bu terane sonsuza kadar sürüp gidecekmiş gibi yaşıyoruz. Yalan mı ya? Oysa acı bir gerçek var ki, o da biraz sonra ölebileceğimiz. Biraz sonra ölebileceği gerçeğini idrak eden insanlar daha rahat, daha gevşek olurlar.

Bir gün bir taksiye bindim ben mesela. Yer: Taksim, İstanbul, saat 18.00. Bir Cuma günü. Trafiği siz hesaplayın. İstanbul’da bir trafik muhabbetinden, bir hava muhalefetinden, bir de nasılsın sorusuna, “ne olsun işte koşturmaca” geyiğinden hiç hazzetmem. Yine de galiba içinde yaşadıkça ara sıra ruhu içime kaçıveriyor...İşte bu gün de onlardan biri. Taksici arkadaşa, alelade, “sizin işiniz de zor” demiş bulundum. Adam benle dalga geçti, “Bu mu zor!? Ben Hakkari’de 4 sene komando olarak görev yaptım. Teröristlerle çatıştım. Bir sürü de arkadaşımı şehit verdim. Bu ne ki?!”

Biz hep kendi dertlerimiz içinde yoğruluyoruz. Patlangoç günlerinizde, o anın patlangoçluğunu unutmak istiyorsanız, gidin daha patlangoç durumda olanlara yardım edin. Emin olun öyle birilerini bulabilirsiniz. 
Fazla aramanıza gerek bile kalmayacak. Yüreğiniz ferahlayacak, içiniz umut ve mutlulukla dolacak, görün bakın. Herkes herkese, her ne durumda olursa olsun yardımcı olabilir. Yaşadığımız zorluklar, onları iyi değerlendirdiğimiz takdirde bizi daha yararlı, daha hayata bağlı bir insan yapmıyor mu ki? Yapıyor...

O kadar bencil, yalnız, içine kapanık hayatlar yaşamayı öğrendik ki bir yaramıyoruz çoğumuz şu kabuğu. Kabuğu yarıp da komfor alanından bir çıktık mı, neler bekliyor orada bizi neler... Niyetlenince çok kolay patlangoç günlerde yaralarımızı sarmak. Bir gülümseme, karşılıksızca yapılan bir iyilik, beklenmeyen sakin bir cevapla iyileştirebilirsiniz birilerini...

İyilik yaptığınız insanlardan iyilik beklemeyin. Size karşılık vermeyebilirler. Ama nasıl olsa bir şekilde size geri döner yaptıklarınız. Evet, insanlar atar belki fakat evren size kazık atmaz...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder